|
İMRANLI
Boz dağların ardından ulaşılıyor Sivas'ın
şirin ilçesi İmranlı'ya. Akşam güneşinin dağlarda oluşturduğu
şekilleri, oynaşan gölgeleri izleyerek geçti yolculuğumuz. İliklerimizi
donduran soğuk havanın etkisi ilçeye vardığımızda gördüğümüz
misafirperverlikle yok olup gitti.Yapmacık, zorlama değil, gerçek,
samimi bir yakınlıkla karşıladı ve ağırladı İmranlılar bizi.
Dört dağın arasında kurulan ilçe yıllardır farklı mezheplerin ve
kültürlerin kardeşçe bir arada yaşadıkları bir bölge. Doğusunda
Refahiye, batısında Zara, güneyinde Divriği, kuzeyinde ise Suşehri ile
çevrili. İmranlı ilçesi, tarihi bakımdan uzun bir geçmişe sahip değil.
İlk defa kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber
1876 Osmanlı-Rus savaşına kadar küçük bir köy olduğu ve çok az sayıda
insan yaşadığı biliniyor. Bu dönemde bölgeye çeşitli yerlerden devlet
eliyle göçler yaşanmış. Bugün İmranlı olan arazi satın alınarak onlara
verilmiş. Bölgeye ikinci göç hareketi 1911-12 yıllarında yaşanmış.
İmranlı'nın yazılı kaynaklarda geçen ilk ismi Çit Sahrası'dır. Yazar
Aziz B. Erdeşir Astrabadi'nin Farsça yazılan Bezm-i Rezm adlı kitabının
494. sahifesinde Çit'den şöyle bahsedilmektedir" Kadı Burhaneddin, Kemah
Valisini tedip için Çit Sahrasına indi." "Kadı Burhaneddin ve Devleti"
adlı kitabında Doç.Dr.Yaşar Yücel de 143. sayfada aynı konudan
bahsetmektedir. Bu bilgilere göre yazılı olarak 1340 yılından beri
İmranlı ve çevresi Çit olarak bilinmektedir. 1877'de Baccı ismi
ile Zara'ya bağlı bir nahiye oluyor. 1890'da 2. Abdülhamit döneminde
Hamitabat olarak değiştiriliyor, 1911'de Ümraniye ismini alıyor. Daha
sonra İmranlı ismi ile 1 Ocak 1948 tarihinde çıkartılan bir kanunla ilçe
oldu.
|